Büyük şeylere küçük adımlarla ulaşılır.

8/4/2008

ZURNADA PEŞREV OLMAZ

   

    Davul ile zurnayı musikiden ( müzik aletinden ) saymayan ve küçük gören bir sonradan görme İstanbul'lu Edirne de bir düğüne davet edilmiş.Yemekten sonra açık havada yapılan oyun ve eğlenceler sırasında bu hatırlı davetliye zurnazen başı yaklaşarak sormuş: 

    Çalmamızı arzu ettiğiniz herhangi bir parça var mı?

    Ukala adam dudak bükmüş.

    Ayol kala kala zurnayamı kaldık.Bunun peşrevi olmaz.Ne nota bilirsiniz ne beste.Sizin çaldıklarınızı ben dinleyemem.İyisi mi siz kendiniz çalın oynayın. 

    Zurnazen bu cevaba pek içerlenmiş."Görürsün sen efendi" diyerek en kab iliyetli yamaklarını etrafına toplayıp başlamış çalmaya.O çalar etrafındakiler söylermiş.Ne Itri'si kalmış çalmadık ne de Dede Efendi'si.

    Sonradan görme bey ağzı bir karış açık onları uzun uzun dinlemiş.Adamlar bir besteden bir besteye bir makamdan bir makama geçtikce o da renkten renge geçmiş.

    Bu deyim hikayedeki anlamının dışında insanın kaderini zorlamamasını ne çıkarsa bahtına razı olması gerektiğini anlatır.Bir başka anlamıda başkalarını toplum içerisinde küçümseyerek küçük görmek yanlış bir davranıştır.Aksi takdirde kendisi küçük düşebilir

 

                                                                               Ertan Tokmak 

10/2/2008

SANDALYE

  Renkli kişiliğiyle ün yapmış bir felsefe hocası yılın son sınavını yapmak üzere sınıfa girmiş.Bütün öğrenciler  çok heyacanlı merakla soruları bekliyorlar.Felsefe hocası sınafa şöyle bir baktıktan sonra sandalyeyi kapıp sonra kürsünün üzerine koymuş.

--İşte size 100 puanlık tek soru.Bana bu sandalyenin varolmadığını ispat edin.

  Herkes girişmiş yazmaya yazanlar düşünenler derken aralarından biri kağıda bir cümle yazmış sonra kalkmış hocasına vermiş sınavı bitirip çıkmış.

  Sonuclar açıklan dığı zaman bir bakmışlarsınıfda 100 üzerinden 100 alan tek kişi var o da sınavı 2 dakikada bitirip çıkan arkadaşları.

  Tüm sınıf 100 puan alan arkadaşlarını bulup sormuşlar.İki dakikada yazılan cevap neydi sorduklarında 100 alan örenci cevap vermiş.

--Hangi sandalye

        

                Ertan Tokmak

 

6/2/2008

FARUK KAHVEYİ NASIL İÇER?

  İlk defa gördüğünüz bir adam evinizde, kacanızın arkadaşı ismen tanıyorsunuz.Nerden çıktı geldi hemde laubali biri sanki bir akrabanız gibi rahat hareket ediyor.İçerde konuştukca adama sinir oluyorsunuz.Aralarında şu konuşma geçer:

  --Yenge bana mutfağı göster.İki üç saattir kahve içmedim hem kendime hemde sana yapayım sinirlerine iyi gelir.

  ''Sen gidersen daha çabuk düzelir sinirlerim'' diye içinizden geçirirsiniz.

  --Parmağımı kapıya sıkıştırdım da onun için ağladım sinirlerimde bozuk değil.Siz lütfen şu odaya girip oturun, ben kahve yaparım.

  --Emredersiniz ama ne olur bana kızmayın ben o kapıyı döverim oldu mu?

  Sersem şey.İnadına şekersiz bir kahve yapıp götürdüm.İçer içmez pek memnun kaldı.

  --Eline sağlık yenge .Murat söylemiş demek sade kahve içtiğimi.

  Bak hele Muratın tek tasası senin kahvendi!

  --Hayır Murat söylemedi ben şeker koymayı unuttum?

  --Eh şimdi hatırladın.Lütfen biraz şekerle bir kahve kaşığı getirirsen.Zahmet olucak ama.

  "Allahım bu adamı dövebilirim"

  --Biliyormusun yenge umumiyetle beni görenler hemen hoşlanır.Halbuki sen cehennemin en dibine git der gibi bakıyorsun.

  Cevap vermeden elimdekini dikmeye devam ettim.Kahvesini alel acale bitirip yanıma geldi.

  --Affedersin yenge seni kızdırdım.Hakkın var.Böyle acayip bir adam, acayip bir zamanda, acayip sözler ediyor.Kusura bakma ne olur.

  --Estağfurullah.

  --Ben gideyim biraz dolaşayım.Akşam tekrar uğrarım.Murat döner değil mi?

 --Döner herhalde.Siz buyrun beraber yemek yeriz.

  --Hiç olmassa biraz affettin beni.Hadi Allaha ısmarladık.Yok kalkma kalkma ben yolu biliyorum.

  Biraz acayip bir tanışma olsada Nihal hanım Faruk'u terslediği için biraz üzülmüştü.

                  

 

                           Ertan Tokmak

 

1/2/2008

BLOGCU'DA İSTATİSKLER

   

    01-02-2008 14:29 da istatistiklere baktım blog sayfamın ziyaretci sayısını kontrol ederken tarihlerde hatalar gördüm.15 şubat ile 31 şubat arası istatiskler yayınlanmış.Halbuki şubat değil ocak aynın istatiskleri olması gerekiyor.Diğer blogcuların istatisklerde aynı olabilir.Şubat 28 veya 29 olur en fazla buda bir tuhaf blogcu.com duyurulur.

 

 

 

Ertan Tokmak

 

28/1/2008

FARUK ARKADAŞININ EVİNE GİDİOR

    Evde yanlızsınız kapı çalındı açtınız.Kimi görürsünüz kocanız, oğlunuz kızınız veya tanıdık bir arkadaşınız.Bildik tanıdık birini beklersiniz.Hiç tanımadığınız biri kocaman sarışın bir adam.

    --Aa bu olmadı işte sen ağlamışşın yengehanım! der.

    Suçüstü yakalanan çocuklar gibi hemen inkar edersiniz.

    --Yok hayır ağlamadım.

    Sonra aklınız başınıza gelir sormanız gereken soruyu sorarsınız.

    --Siz kimi aradınız?

    --Zatı alilerini efendim.Ben Faruk

    Eşinizin en samimi arkadaşıdır arasıra mektublaşırlar.Ordan hatırlarsınız.

    --Aaa buyrun tanımadım.

    --Nasıl tanırsın.Nerde bizim oğlan?

    Sizi itercesine koridora yönelir.

    --Burada yok göreve gitti.

    --Yaa ben işyerine uğradım söylemediler.

    --Bilemem artık.

    --Eh bizde oturur iki laf ederiz.Hem sen yüzünüde yıka ağlamak yok misafirin yanında ağlanmaz.

    Ne laubali bir adam galiba burda oturup sevgili dostunu bekliyecek.Daha çok beklersin diye düşünürsünüz.  

                                                                         

     devamı sonra

                                        

                                                            Ertan Tokmak

 

18/1/2008

ÜMMETİ MUHAMMED

    Her zaman düşünceye dalacak veya karamsarlığa düşek değiliz.Arasırada olsa gülmeye deşarj olmayada ihtiyaç vardır.Okulların yarı yıl tatiline az bir zaman kaldı okulla ilgili güzel bir fıkra.

    Mısır'da üniversitede okuyan Ali sömestir tatilinde memleketine gitmeden önce arkadaşına ben memlekete gidiyorum sen bana notlarımı iletirsin.

    Eğer bir zayıfım var ise Ali'nin selamı var, iki zayıfım var ise Muhammedin selamı var, üç zayıfım var ise Muhammed Eminin selamı var dersin demiş.Ali memleketine gitmiş.

    Arkadaşı notları aldıktan sonra Alinin evini aramış babası çıkmış telefona Ali orada mı diye sormuş yok demiş.Arkadaşı notu bırakmış.

    Ali geldiğinde söyleyin ümmeti Muhammedin selamı var.

 

 

                                                                 Ertan Tokmak

15/1/2008

MALBORO NASIL KURULDU?

    Bazı zor anlarımızda beklenen istenmiyen sonucların olmasının kaçınılmaz olduğu zamanlarda biri çıkar gelir bizim çaresiz halimizi görür ve bizim sorunumuzu çözer hem bizi hem kendine faydalı bir iş yapar.

    Her zaman sıkıntılı anlarımızda bizi sıkıntılı durumlardan kurtaran birileri varmı varsa bunların kıymetini bilelim.

 

    Malboro ilk kurulduğunda işleri çok kötü gidiyormuş.Şirket iflasın eşiğindeyken bir adam gelmiş.

    "Satışları bir ayda üç katına çıkarırım ama bunun karşılığında şirketin yarısına ortak olurum.Yok çıkaramassam ömrümün sonuna kadar fabrikada bedava tütün sararım" demiş.

    Malboronun sahipleri zaten çıkmaz sokaktaymış.

    "Bir haftaya kalmaz batıcaz kaybedicek neyimiz varki" diyerek kabul etmişler teklifi.Adamın bunlardan tek isteği binlerce boş Malboro kutusuymuş.Zaten milyonlarcası varmış, talebini hemen karşılamışlar.Sonra paketleri tek tek ezmiş ayağıyla, gece 24:00'den sonra binlerce boş ezik Malboro kutusunu Amerikanın üstüne atmış.

    Sabah dışarıda boş Malboro kutularını görenler

    "bu sigara bu kadar çok içildiğine göre vardır bir sebebi" diyerek sigara bayilerine akın etmişler.Şirket o ay üç değil tam beş katı satış yapmış.Şirket batmaktan kurtulmuş bu dahiyane fikirin sahibi olan adam Philips Morris şirketin yarısına ortak olmuş.

 

                              Ertan Tokmak

9/1/2008

AKIL AKIDAN ÜSTÜNDÜR

   

    İnsan bazen sorunlarını çözerken kendisini uyanık sanır.Problemine öyle bir çözüm yolu bulur ki bir daha o problem ortadan kalktığını sanır.

    Halbuki yeni bulduğu çareler aslında daha işin içinden çıkılmaz hale getirir.Aslında bulduğu çare çare olmaktan çıkmış daha da zor bir hale gelmiştir.

    Bir çiftçi düşünün tarlasdaki ürünün zarar görmeden hasadını yapmak ister.Hikayemiz başlıyor.

    Bir karpuz tarlası olan çiftçi her akşam tarlasına çocukların dadandığını ve birkaç karpuzun eksildiğini farketti.Epey düşündükten sonra tarlaya bir uyarı levhası koymaya karar verdi

    "Dikkat karpuzlardan birine siyanür enjekte edildi" 

    Ertasi akşam karpuz yiyemeden kaçan çocukları keyifle izledi.Bir hafta sonra çiftci tarlasında geziyordu.Karpuzlarını kontrol ederek eksik olmadığını düşünürken gözü kendi levhasının yanına konan levhayı okuyunca dona kaldı.

   "Şimdi o karpuzlardan iki tane var".

                                           

                                  Ertan Tokmak

 

3/9/2007

KAZANMAK

    Hayatta önemli olan şu tek şey kendimiz için kazanmaktan başka bir şey yoktur.Hepimiz için geçerli olan bu kurala göre daha çok kazanmak daha iyi şartlara kavuşmak tek gayemiz.Bunu yapmak içinde daha hırslı ve daha çok çalışmakdır.

    Çalışma azmimiz bizi sahip olduğumuz olanak ve imkanları daha iyisine doğru çeker.Arabamız, evimiz, giysilerimiz, yediklerimiz, kullandığımız eşyalarımız ve diğerleri.Bu saydıklarımızın hepsinin en iyisi en yenisi en kalitelisini sürekli isteriz.

    Çalışarak kazanırken geriye hiç bakmayız biz kazandıklarımızla meşgulüz.Geride kalanlar onlar ne yapıyorlar diye düşünüyormuyuz veya kaç kere düşündük.

    Başarılarımızla elde ettiğimiz imkanlarıda ortaya koyarak başkalarınında başarılı olmaları için onların ellerinden tutup hep beraber kazanmaktır.

    Hayatta önemli olan sadece kendimiz için kazanmak değil başkalarının kazanmasınıda sağlamakdır.

    Yeni yılda tüm insanların yeni yılını kutlar, başarılı ve mutlulıklar dilerim.

                                                                       

                                                                                Ertan  Tokmak

1/9/2007

İKİNCİ BULUŞMA

    Okulda  uzunca  bir  aradan  sonra  tekrar  dersinize  giren  bir  öğretmeninizi  nasıl  karşılarsınız  veya  üniversitede  yaz  tatilinden  sonra  aynı  yurda  yerleşen  bir  öğrencinin  izlenimleri  nelerdir? 

Aklınıza  ilkgen  soru  acaba  bu  görüşmediğiniz  sürede  neler  yapmıştı  onun   size  anlatacaklarını  merak  edersiniz.

    İlk  karşılaştığınız  anı  hatırlıyarak  sizdeki  olumlu  veya  olumsuz  yanlarını  düşünerek  yaklaşırsınız.Eğer  size  itici  geliyorsa  basit  bir  merhaba  ve  hoş  geldiniz  diyerek  geçiştirirsiniz.Yok  eğer  sevdiğiniz  iyi  bir  arkadaş  gibiyse  birde  kanınız  kaynadıysa  o  zaman  daha  farklı  davranırsınız.Ayrı  kaldığınız  zaman  süresince  neler  yaptığını  öğrenmiye  çalışırsınız.

    Bende  bu  uzunca  ayrılık  süresince  yazı  yazmanın  dışındaki  tüm  işlerime  devam  ettim.Acısıyla  tatlısıyla  hepimiz  hayatı  yaşamaya  devam  ediyoruz.Bazen  seviniyoruz  hayatımıza  birileri  katılıyor  bazen  de  ağlıyoruz  hayatımızdan  birilerini  istemesekte  kaybediyoruz.

    Hayatı  değerli  kılan  yapılan  güzel  işlerdir.İnsanı  değerli  kılan  ise  iyi  işleri  yapmak  yapılmasına  vesile  olmaktır.

    Hayatta  tüm  okurlarıma  başarılı  mutlu  günler  dilerim.

                                                              

                            Ertan TOKMAK

« Önceki ::